“Okuldaki ilk günüm olacak,” diye yurttan ayrılan Asiye’yi yine bir heyecan sardı. Ayaklarının yere basıp basmadığını fark etmeden ilerlerken, ayaklarının altından toprağın kaydığını hissetti. Bir ara başı döndü. Kısa sürede toparlandı. Okulun kapısına geldiğinde gururlandı. İlk adımını attığında okullarına bir yükün bindiği hissine kapıldı. Okulun bahçesi gelen ve gişen insanlarla adeta bir insan seli oluşturuyordu. Asiye’de bu sele kendini kaptırıp gitti. Derslerin işlenildiği amfiye geldiğinde, kalabalığı görünce hayret etti. En yakınındaki bir kız öğrenciye:

“Dersler burada mı yapılıyor?” diye sordu.

“Ben de yeni geldim. Sorduğumda burada yapıldığını söylediler.”

“Çok kalabalık değil mi?”

“Evet, öyle. Çok kalabalık.”

“Bu kalabalıkta dersler nasıl yapılacak?”

“Öğrenciler erkenden gelip, ön sıralardan yer tutuyorlarmış.”

“Anladım. Demek ki derslere katılmak için erken gelmek gerekiyor.”

“Evet, öyle.”

“Kitapların listesi nerede var. Siz kitapları aldınız mı?

“Liste amfinin yan tarafında asılı. Kitapları da önceki öğrenciler satıyorlar. İster onlardan alın, isterseniz hukuk kitaplarını satan kitap evleri var, oradan alın.?

“Peki, çok teşekkür ederim.”

“Hayırlı olsun.”

“Size de hayırlı olsun.”

(SÜRECEK)

Kemal UYSALER