“Bu yakın çevreyi tanımak için önce nereyi görmeliyim?”
“Laleli yokuşundan aşağıya indiğinde Aksaray orası. Orayı görmelisin derim. Aksaray’dan sol tarafa dönersen denizi de görürsün.”
“Tamam.”
Oda arkadaşıyla konuşmasından memnun kalan Asiye, “umarım iyi bir insandır, iyi anlaşırız,” diye düşündü. Dolabına doğru yöneldi. Dolabından birkaç tane islim kayısı aldı, Gülben’e uzattı. Kayısıları alan Gülben:
“Sizin de kayısı bahçeleriniz var mı?” diye sordu.
“Evet, var. Malatya’nın en güzel kayısıları bizim köy olan Rüzgârlı Köy’ de yetişiyor.”
“Çok güzel.”
Konuşmaları sırasında Asiye’nin sık sık esnediğini gören Gülben:
“Asiye sen henüz yorgunluğu atamadın sanırım. Uyuyalım da iyice dinlen. Yarın okula gidecek misin?”
“Evet, gideceğim. Kitaplarımı da almayı düşünüyorum.”
“Tamam, Asiye hadi sana iyi geceler olsun. Daha çok sohbet ederiz.”
“İyi geceler Gülben.”
“Gülben doğru söylüyor; henüz yoğunluğumu atabilmiş değilim ve uykum da çok geldi,” diye düşünen Asiye yatağa uzandı. “Yarın ilk defa okula gideceğim,” diye düşününce, meydan savaşına hazırlanan bir başkomutan gibi heyecanlandı. Heyecanı her geçen an daha da arttı. Uykusu kayboldu. Sağdan sola, soldan da sağa durmadan dönüp durdu. Bir türlü uyuyamadı. Hayaller kurmaya başladı. Başı ağrıdı. Gözlerini tavana dikti. Bir müddet sonra da uykuya daldı.
Gülben’in dolaptan elbiselerini almaya çalışırken çıkan gürültüye uyandı. Kısa bir süre nerede olduğunu hatırlayamadı. Gülben’in:
“Günaydın Asiye,” demesiyle kendini toparladı:
“Günaydın, Gülben.” diyebildi.
“Okula nasıl gideceğini biliyor musun Asiye?”
“Evet, biliyorum. Buraya da çok yakın.”
“Tamam Asiye. Hayırlı olsun. Sana başarılar diliyorum.”
“Teşekkür ederim Gülben.”
(SÜRECEK)
Kemal UYSALER