“Çamaşırlar karışmaz mı?”
“Hayır, her öğrenci için birer çamaşır sepeti var. Çamaşır yıkanacağı günün akşamında öğrenciler yıkanmasını istedikleri çamaşırlarını bu sepetlere koyarlar ve kapının önüne bırakırlar. Çamaşırlar yıkandıktan sonra da aynı öğrenciler, yerden alırlar.”
“Ütü yapılmak istense; ütü yapılacak yerler var mı?”
“Evet, ütü yapmak isteyenler odalarında ya da altıncı katta ütü yapılması için ayrılan bir yer var orada yapılır.”
“Çok teşekkür ederim Gülben, yordum seni.”
“Yok canım ne yorulması.”
Gülben uzun boylu, geniş alınlı, renkli gözlü, hafif eğik burunu olan, yardım sever, hoş sohbet bir kız.
Asiye, okula gitmek için erkenden uyandı. Sessizce yatağından kalktı. Gülben’e baktı. Gülben uyuyordu. “Ne güzel uyuyor,” diye içinden geçirdi. Kısa adımlarla odadan koridora çıktı. Yurt Müdiresi Behiye Hanımla karşılaştı. Asiye’yi sabah erken saatlerde koridorda gören ve telaşlanan Behiye Hanım:
“Günaydın Asiye, erkencisin.”
“Okula gidiyorum, Müdire Hanım.”
“Böyle erkenden mi?”
“Evet, yer kapmam için okula erken gitmek gerektiğini söylediler. Ben de bugün böyle erkenden kalkıp gidiyorum, işte.”
“Oldu canım. İyi dersler. Gelince bana uğra bir zahmet.”
“Tamam, Müdüre Hanım. Ben de gelip, görüşmek istiyordum.”
“Bekliyorum.”
“Tamam.”
Asiye, sabahın erken saatlerinde insanların yollarda, sokaklarda olmalarına çok hayret etti. “Ekmek parası,” diye de kendi kendine düşündü. Okulun dış kapısına yaklaştığında birer ikişer öğrencilerin acele acele okula girdiklerini görünce, sele kapılan bir eşya gibi gidenlerin arasına katılarak bir müddet sonra kendini amfinin içinde buldu. Öndeki sıralar dolmuştu. Kürsüye en yakın ve boş olan bir sıranın girişine oturdu. Ortalık sessizdi. “Demek ki hocaların gelişleri sessizce bekleniliyor,” diye düşündü.
(SÜRECEK)