Geçtiğimiz günlerde hasretle beklediğim ve özleminde aradığım Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi anma programı bu yıl nasıl olacak derken, son günlerde bir de vilayetimizdeki valilerin değişimi beni iyice zora sokmuştu. Hele şükür ki yeni gelen valimiz Hayrettin Çiçek beyefendinin geçenlerde vermiş olduğu iftar yemeği ve toplantısına katılanları medyadan okudum ve dedim ki; "Ha işte Koçak bak birlik ve beraberlik bir Ramazan iftarıyla nasıl değerlenirmiş" diyerek de gururlandım.
Hakikatte "Bir elin sesi var diğerlerinin sesi ne zaman gelecek" derken, sesler o kadar çoğalacak ki belki de ümit etmediğimiz zamanda ve kişilerle daha da ilerleyecek değerler kazanacaktır. Benim en çok toplumdan istediğim bir konu var: "Bırakın dedikoduyu, senli benli işleri, aynaya bakmadan güzeli çirkini ayıramadığın gibi olayların akışını takip etmesini ve de yardımcı olmasını bilelim..." derim.
Arkadaşım bu gibi toplantılarda bence bizler yoktuk kelimesi bence fuzuli hatta ve hatta geçersizdir. Bir işlemin veya bir konunun yapılabilmesi için bir toplantı değil birkaç toplantılarında yapılması gereklidir o zaman oralarda bulunursunuz fikirlerinizi söylersiniz. Bu gibi Karaman’ın tanıtımı değil değerlerin hatırlanması ve de yaşatılması mühimdir.
Gelelim meselenin özüne yani benim yıllardır yazdığım ve ilgililere önerilerim yapılmadı ve de yapılamadı. Nedir derseniz:
Kendi yöremizin öz kıyafetleriyle bir folklor ekibimiz yok.
Karaman'ın yerel türküleri, sözleri, tasavvuf müziğini icra edecek bir daimi saz ve söz koromuz yok.
Karaman tarihini ve kültürünün tanıtımı ve gelişmesi için kurulmuş bir cemiyet veya derneğimiz yok.
Bütün bunların yanında şehir merkezinde bir toplantı ve sergi salonlarımız yok.
Turizm elçilerimiz ve tanıtım platformlarımız yanında bir televizyon yayınımız yok.
Desteklenmeyen ve yardımlaşılmayan yayın organlarımız basınımız yok.
Daha çok ama gelgelelim ben yazıyorum dersiniz "Koçak bol keseden atıyorsun". Atmıyorum; bu Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi anma törenlerinin ve dernek kuruluşunda bulunan halen sağ olan kişilerden biriyim, bir de emekli öğretmen Ömer Kayserilioğlu var. Bizler ilk töreni 1961 yılında Gazi Mustafa Kemal İlkokulu bahçesinde çok zorluklar ve imkânsızlıklarla yaptık. O yıllardan bugüne kadar hiçbir meseleyi veya toplantılara katılıp katılmadığımı ve törenlere davet edilip edilmediğimi bugüne kadar kalemimle sözlerimle ifade etmedim, çünkü "Bilen bilir, bilmeyen onu hâlinin nice olduğu" sözleriyle ifade etmek istiyorum.
Saygıdeğer okurlarım; yazmaktaki ve ifade etmekteki esas ana konum ve temam ise birlik ve beraberliktir. Bazı önerilerimin başında büyük basın kuruluşları ve televizyon yayın organlarının ziyaretleriyle davetleridir. Bunun yanında şimdiden yazarlar, şairler ve araştırmacıların da ziyaretleri olduğu gibi her gün zevkle izlediğim TRT 1’deki Alişan’ın programları ve kendisi ile ekibinin bir an önce Karaman’ımıza davetle bir ön çalışmanın yapılabilmesidir.
Benim son bir önerim olacaktır. Gelin bu Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi anma günlerini ayıralım, ayrı ayrı zamanlarda sık sık her yerde yapmalıyız diyor, saygılar sunarım.