İnsanoğlu her nedense yaşam hayatında mutlaka bir değilse de birkaç olaylar ve de şakalarla ömür sürdürmüştür. İşte eski yıllarda gam yok, tasa yok, borç yok, alacak yok denizde yaşam tarzlarının en büyük felsefi düşüncelerinin insanın insana yardımcı olması yanında her türlü dertlerinin de birer ortaklarıydı. Bunların birikimi olan yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafta her ne kadar yaşlı olsalar da yılların onlara vermiş olduğu sevgi bağlarının bir örneğidir.
Babam Nuri Koçak 1932 yılında Karaman belediyesine zabıta memuru olarak işe başlar, birkaç yıl sonra zabıta kadrosu 5 kişiye çıkar ve babam Zabıta Amiri olur. Yeri gelmişken şunu da ifade etmek istiyorum. Babam Harp Okulu'nun ikinci sınıfından ayrılmıştır. (Bunun ayrıntıları uzun olduğu için yazmıyorum.) Amirliği yanında ve çalıştığı yıllardaki belediye başkanlarıyla çok iyi uyum ve çalışmalar yaptığından son yıllarında da Zabıta Müdürlüğü olarak görev yaptı ve 1950 yılının Mayıs ayında bu görevden İSTİFA ederek ayrıldı. Yine ayrıntılarını yazmayacağım.
Babam Nuri Koçak Kervansaray hanı yanında (bitişiğinde) mülkiyeti Ali Pınarbaşı'ya ait olan dükkanı devralarak EKMEK FIRINI yaptı ve işletmeye başladı. Yıllarca beraber mesai yaptığı zabıta memurları da sık sık gelip kendisini ziyaret ediyorlar ve hoş beş sohbet ediyorlardı.
Zaman bu ya siyaset insanın yakasını bırakır mı, her ne kadar babam siyasetle uğraşmasa ise çalıştığı yıllar hep C.H.P. devresi idi. Demokrat Partinin iktidar olmasından sonra bu gibi siyasetle ilişkisi/ilgisi olmayanlar yavaş yavaş istifaya zorlanmıştır.
Bunları bırakalım, NUMUNE FIRINI adı altındaki fırınımızı 1960 yılına kadar aynı yerde çalıştıran babam 1960-1965 yılları arasında Askerlik Şubesi karşısında mezheplere ait olan (şimdiki ATİK İŞ MERKEZİ'NİN olduğu yer) yerde aynı mesleğini devam ettirdi. Bu çalışma hayatında kanun gereği EKMEKLERİN KALİTESİ, GRAMAJI ve PİŞKİNLİĞİ belediye doktoru ve memurları tarafından kontrol edilirdi. Her sabah görevli zabıta memuru gelip bu kontrolleri yapar ve mutlaka hata olsun olmasın ceza keser ve bu ceza para olarak günlük peşin ödenirdi. Cezayı kesen zabıta memurları babamla yıllarca çalışmış mesai arkadaşları olmasına rağmen gelen emirleri yerine getirmek zorundaydılar çünkü NURİ KOÇAK, CHP lidir deniliyordu. Bu zabıtalara babam mutlaka bu işlemlerden sonra onlara çay yerine Kervansaray hanı içerisindeki SARI MEHMET'İN çay ocağından OKKALI KABARCIKLI ŞEKERLİ KAHVE ikram ederdi. Bunlar hep zamanın akımının derecesidir diyorum.
Zaman zaman babam Nuri Koçak "Arkadaşlar bakın bir gün olur siz ve amirleriniz de böyle olaylarla karşılaşırsanız sakın gücenmeyin ve bu işler mendukkadır ha," derdi. Yazıyı ve sözü fazla uzatmayalım ve babam bir yandan da subaylığına engel olan ekili tarlaların bakımını da üstlenerek orada bir ELMA BAHÇESİ yapmayı düşünerek 1954 yılında KARAMAN'DA İLK MEYVE BAHÇESİ yapan babam NURİ KOÇAK'tır. Bahçemiz Fisandun deresinin şehre akan yolu üzerinde ve tarlanın hem altından hem de üst tarafından geçmektedir. Bu bahçe çiftçi dönümüyle iki dönüm idi. Bahçe sulama işlemlerine de belediyenin SU MERAVCILARI ve ZABITASI bakardı. Zaman zaman bahçede işçiler olur onlara yemek pişirilir (ateşte yakacak ocaklarda yapılırdı) görevli su meravcıları ve zabıta memurlarıyla çeşitli şakalarla bu yemekleri onlara saklarlardı. Bunun gibi mevzularda çeşitli akla hayale gelmeyen şakalar yaparlardı.
Babam bir gün bunlara dayanamaz ve zabıta Amiri ALİ BEKE DUMAN'ı çağırır "Bak amirim bilirsin ben şakayı çok yapar ve yapanı severim amma size söz veriyorum bana artık yaşlandım bu işler zorlaşıyor CÜMBÜL CEMAATİNİZE bu bahçede BİR TOPRAK ÇÖMLEK KEBABI yapıp yiyelim ve dostluğumuz devam etsin," der.
Bir Ağustos ayı içerisinde eski yeni zabıta amirleri olan ve memurlarını Ali Beke Duman toplar bir pazar günü Kalpaklı Değirmeni'nin güneyine doğru olan bahçemizde buluşurlar. Kimlerdi; Zabıta BEHÇET ÖZKARAMAN, CEMAL AYYILDIZ, AMİR RECEP ÜSTBAŞ, AMİ. ALİ BEKE DUMAN, AMİR NEJAT TEKİN, AMİR TARIK ÖZKOR, zabıta MUSTAFA İPEK, zabıta YUNUS AKSAY, zabıta HASAN DOSTKOL, zabıta DURMUŞ SORAN ve zabıta bando çavuşu HASAN Bey vardılar. Bu yemek yalnız kendileri eşleri yoktu ve KOÇAK AİLESİ ile komşu çocukları orada idiler. Fotoğraftaki yerde DEVE SULAĞI dediğimiz yerde yemek sonrası çekilmiştir. FOTOĞRAFTA OLANLAR; Ayaktakiler soldan sağa doğru MEHMET KOÇAK, NURİ KOÇAK, RECEP ÜSTBAŞ, KAMİL KOÇ, CEMAL AYYILDIZ, OSMAN DİLBAZ, ŞUAYİP HEBEBCİ, Oturanlar soldan sağa doğru: AHMET ÜNVER, SALİH KOÇAK, İSMAİL DAĞ, HASAN KOÇAK ve EKREM ŞAHİN'dir.
Bu mevzu ve fotoğraf bazı sitelerde BOKLUBENT OLARAK yayınlanıyor işte aslı faslı budur.