İnsan yaşamının devam ettiği gün ve aylar yanında yıllarında bütünüyle acı ve tatlı hatıraları, yaşamları, sevinçleri oldu. Bazı unutulmayacak hatıralar da kalan olaylarda olmuştur.

İnsan ne kadar kendi içeriği, benliği ve düşüncelerini yakınlarına olduğu gibi çevresine de bazı yönleriyle anlatabilmek ve de kabul ettirebilmek arzuları içerisinde yaşamayı isterdi. İşte bütün bunların eksiği ile ve de fazlasıyla olabilmesi de elbette ki bir etkinliğin veya varoluşun olması gerekiyordu. Ben bunun toplumda iyi veya kötü tanımlarıyla da olsa bir yılbaşı yaşantısını kısaca da olsa yazmak istedim.

Buyurun okuyunuz:
Hepimizin bildiği yılbaşı bir yılın bitişi yeni bir yılın başlangıç gecesidir. Bunun için sevinenler olduğu kadar üzülenler de olmuştur. Eski yıllarda yılbaşı hazırlığı adı altında Karaman’da olduğu gibi büyükşehirlerde de heyecanla kutlanırdı. O yıllarda televizyon yayınları yoktu. İstanbul’da büyük gazinolarda ve otellerde kutlanırdı. Yılbaşı’nın bu gazinolardaki en büyük özelliği de müşterilerinin gelebilmesi için değerli müzisyenler ve dansözlerle yapılan anlaşmalarla gazino sahiplerine rekabetler olurdu.
O yıllarda İstanbul’da Taksim, Tepebaşı, bebek, Yenikapı ve Hilton gibi yerlerdeki Gazinolar revaçta idi. Karamanımız da böyle bir imkanlar yoktu. Bizlerdeki ise mahalleler arasında gençlerin ve yaşlıların bir araya gelerek çalgılı, çengili ve oyunlarla kutlanırdı.
Aileler yılbaşı için yapılan bazı özel yemeklerin başında gelen hindi dolması ve ekmek kadayıfının yanında elbette ki arabaşı çorbası ve hamuru ile mercimekli pilav ve tas yoğurdu olmazsa olmazlarıydı. Bütün bu yiyeceklerin yanında elbette ki kahvesi ve çayı da var ve de meyve, Kuruyemişleri de unutmamak gerekir.
Bütün hazırlıklar yılbaşından birkaç gün önce yapılmaya başlar bazı evlerde hele memur tabakalarındaki bu masraflı hazırlıklar yapılamıyordu. Bildiğim kadarıyla yılbaşının yemek özelliği olan Hindi dolması ve ekmek kadayıfının Karamanımızdaki meşhur aşçılarımıza sipariş verirler yaptırırlardı. Bu aşçılarımızdan baş Aşçı Hafız Cicibıyık, Aşçı Şaban Uysal ve Aşçı Nuri Güven idi.

Gelelim gençlerin yılbaşı kutlamalarında neler yaparlardı. Kış geceleri uzun olduğu için bu topluluk geç saatlere kadar oturacakları için (saat en geç bire kadar) ilgili yerlerden izin alınır ve mahalle komşularını rahatsız etmeden eğlenirlerdi. Bu eğlencenin en iyi takipçileri de mahalle bekçileri idi. Bol bol mahallenin sokaklarını gezerek kuvvetle üfledikleri o bekçi düdüğü ile bizler buradayız huzurlu eğlenir ve yaşayın diyorlardı.

Gençlerin yılbaşında en çok oynadıkları oyunlarda, eşim eşim şaşkın eşim, sembolü niye taşıyorsun? Ver ahu Ali ile Mehmet taşısın der. Diğer taraf hemen itiraz eder ve derki eşim taşıyamaz, karşı taraf sorar ya kim taşır? Hasan ile Yusuf taşırdı. Söylemler böyle devam eder gider bir eş grubu yanılıncaya kadar.
Onun çeşitleri çoktur bazılarına isimlerini yazıyorum. Kabak yattı kalkış kalktı şabak, Ankara kuşun yavrusu, benim gibi ol, meslek tarifleri, uzun eş, telgraf, hacca gidiyor Sidari Şalı mı, heybemde ne var gibi oyunlar.

Bütün bunların tadı ve tuzu ile gerilerde kaldı ama hatıralardaki yaşamları ve ibret dolu dersleri de bizlere örnek oldu. Yaşam devam ediyor yıllar yılı, hatıralar görgüler, tanışmalar birlik ve beraberlikler de benim gönlümde huzur dolu, sağlık bereketli olduğu kadar en çok sevgi ve saygı dolu yıllar dileğiyle sizlere uzun ömürler dilerim.