İnsan yaşamındaki çalışmalarının birçoğu da eski yıllarda bedenen yapılan tarım işleri idi. O yıllarda şimdiki teknolojinin verdiği ve de yardımcı olduğu aletler ne gezer ki traktör bile yok idi. Tarım insan ve hayvan güçleri ile yapılırdı. Daha ziyade yapılan tarım ürünleri ise Buğday, arpa, nohut, fasulye ve mısır idi. Bazı çiftçilerimizde lahana, ıspanak ve pırasa ekimleri yaparlardı. Bu ürünler Tabii ki mevsimlerine göre yapılırdı.
Bugünkü yazımın konusu ESKİ YILLARDA KARAMAN'DA HARMAN YERLERİ ve buğday hasadı. Karamanımızın şehir merkezine yakın tarlalarıyla meşhur en çok bölgesi Kırmahalle ve çevresi.. Harman yerlerimiz: Kır Mahalle, Gazalpa Harman Yeri (şimdiki otogar) Sakabaşı Mahallesi Harman Yeri (şimdiki Nizamiye Camii ve etrafı) Siyahser Mahallesi Harman Yeri (Vali Konağı) Kırbağlar Harman Yeri (Yeşil Cami ve etrafı).
Buğdaylar sonbaharlarda olduktan sonra tarlalarda oraklar ve diğer aletlerle elle dirilir bir yerde toplanır öbek öbek olarak istiflenirdi. Daha sonraları demir tekerlekli at arabalarına yüklenir harman yerlerine getirilirdi. Nakliye işleri bittikten sonra harman yerlerinde düven dediğimiz at tarafından çakmak taşları olan, aşağı yukarı 150 santim boyunda 100 santim eninde ağır olan bu aleti hayvanların daha ziyade atların çektiği düvenlerle bu buğday yığınının etrafında yere serili olan ekin sapları ve tanelerini ayrıştırma işlemleri yapılırdı. Bu çalışmaları kalemimle ne kadar yazsam da yine eksiklerim olabilir. Bu güven sürme işi gündüzleri yapılır akşamları da bu sürülen kısımlar toplanır yerine yığınak (öbekte) olan yeni buğday sapları serilirdi. Bu çalışmalar günlerce sürerdi.
Harman yerindeki bu düven sürme işlemleri bittikten sonra sıra sap parçaları yani samanla buğdayı ayrışma işlemi gelirdi. Yığınakların bir tarafında bir kişi veya karşılıklı iki kişi ellerindeki yabalarla bu yığınaktaki saman ve buğdayları havaya savurtarak atarlardı. Tabii ki bu işlemin yapılması da rüzgara bağlı idi. Burada en önemli rol rüzgarın yönü ve hızı idi. Defalarca aktarılan ve savrulan Buğday ve saman artık iki kısım olarak ayrılmış olur ve de samanlar yine cengeli saman arabalarıyla depolara (samanlıklara) götürülürdü. Buğdaylarda büyük çuvallara konularak evlere getirilirdi. Eve getirilen buğdaylarda unluk için bulgurluk için ve tohumluk için ayrılırdı.
Unluk için ayrılan buğdaylar doğrusu değirmenlerine (Ağa değirmeni, Kalpaklı değirmeni, Kara Değirmen, Hüyük değirmeni gibi yakın değirmenlere) götürülür ve öğütülerek evlere getirilirdi. Gelelim bulgurluk buğdaylara eski yıllarda Karamanımızın hemen hemen bütün mahallelerinde bir veya birkaç tane çürüksu (dere suyu) çeşmeleri var idi. Büyük kazanlara veya leğenlere konularak bu çeşmelerde defalarca yıkanır samanları tozları ve diğer yabancı otlardan temizlenmiş olarak evlere getirilirdi. Yine eski yıllarda evler hep toprak damlı ve çelenkli olduğu için buralara çıkarılır, büyük kaputlara serilir onların üzerine bu yıkanmış buğdaylarda serilerek güneşte günlerce karıştırılarak kurutulurdu. Daha sonra ihtiyaç olanı kadarı bu damlara serilmişken geri kalan bulgur olacak bulgurlar büyük kazanlara konarak ocaklarda kaynatılırdı. Zamanı gelince kazanın kapağı açılır, pişmiş olan buğdaylar tekrar damlarda ve yerlerde geniş alanlarda yine kaputlar üzerinde serilirdi. Zaman zaman bu yerlerde haşlanmış buğdaylar karıştırılır ve iyice kuruduktan sonra çuvallara doldurularak doğru değirmenlere giderdi. Öğütüldükten sonra meydanlarda savrularak irili ufaklı ayrımlar sonunda çeşitli kalbur ve eleklerden geçirilerek bulgurluk çeşitlerine göre torbalara doldurulur evlere götürülürdü.
Eksiğiyle, fazlasıyla doğrusuyla yazabildiğim yılların bir buğday ürünü hasadıdır derim. Bir başka ürün hasadı konusunda buluşmak üzere saygılarımla..