Havalar soğumuş, günler kısalmıştı. Çay bahçemizdeki günlerimiz geride kalmıştı. Şef Ahmet Özer imdadımıza yetişti, dayalı-döşeli dükkânının kapısını açtı bize. Buluşup, söyleşileri yapabileceğimiz yeri böylece bulmuştuk. Dükkânın bir anahtarı (anahtar-açacak) bendeydi. Ben açıyor, ben kapatıyordum. Topucak mahallesi muhtarı, Mehmet bey komşumuzdu.

Günler böyle geçerken, bir akşam kapıyı kilitlemek istedim de anahtarı bulamadım. Muhtar yedek anahtarla kapıyı kilitledi. Evli-evine, köylü köyüne gitti. Eve geldiğimde, çanta, torba ne aradıysam da anahtarı bulamadım. Hanım aradı, sonuç olumsuzdu. Aranan şey “geri geri giderek iz sürmekle bulunurmuş” ilkesine bürünüp, düşündüm. İkindi sıralarında yaşlı, şişmanca bir dilenci, içeriye girmiş, sadaka istemişti. Yeterince sadaka verdim, giderken kapıda biraz oyalandı. Tamam, anahtarı, kilitte unutmuşum, o da oradan almış olmalı, gece gelecek, dükkândaki eşyaları çalacak, dedim. Şefin oğlumFatih'i Cebeli Tarık'ta gemide olan oğlumla aratıp durumunu bildirdim.

Oysa gece iki önemli maç vardı. Trabzon ve Beşiktaş'ın. Gözüm televizyonda, usum dükkândaydı. Dükkân belki de soyulmuştu. Diken üzerindeydim. Telefon çaldı, arayan Fatih'ti. Dükkânın soyulmuş olduğunu söyledi. Elim-ayağım boşaldı. Sonra o, bugün Nisan bir değil ama, şaka yaptım. Anahtarı buldum, dedi. Eskiler, “Tanrı, yoksul kulunu sevindirmek istediği önce eşeğini yitirtir, sonra buldurup, sevindirirmiş,” derler. Bende aynı duruma düşmüştüm. Yaşlı dilencinin günahını almış olmam da beni üzmüştü.

Yitirme korkusunu bir kaç kez yaşamıştım. 13-14 yaşımda, sigara almak için, babam beni, para vererek tekele göndermiş, ben de parayı yatırıp, belgeyi almıştım. Sigaraları öğleden sonra alacaktım. Dükkâna geldim, babam belgeyi (makbuz) sordu. Belgeyi ceplerimde aradım, dört döndüm, dizleri dışa çıkardım, sonuç “havagazı-rumba!” Babamın gözleri ateş, ben küçüldükçe küçülen bir çocuk. Sokağa çıktım, geldiğim yönü doğru aranmaya başladım. “Git gel Konya Karaman altı saat”, “Şeytan almış, götürmüştü” Belgeyi bulamazsam, paramız yanacakmış. Cumhuriyet parkını dört döndümse de, sonuç olumsuzdu. Kel Reşit amcanın dükkânının önünden kös kös, başım önümde giderken, camekânda yapıştırılmış belgeyle göz göze geldim. Eşeğim yitmiş, sonradan bulunmuştu.