Ortaya atılan bu iddiaya göre, yüksek çözünürlüklü ve doğru açıyla çekilmiş bazı fotoğraflarda parmak izi çizgilerinin belirginleşebileceği ifade ediliyor. Bu durum, dijital ortamda paylaşılan görüntülerin sadece yüz veya konum değil, biyometrik veriler açısından da risk taşıyabileceği tartışmasını beraberinde getirdi.
Ancak günlük hayatta sosyal medyaya yüklenen fotoğrafların büyük çoğunluğunun sıkıştırma, düşük çözünürlük ve hareket bulanıklığı gibi nedenlerle bu seviyede detay içermediği biliniyor. Bu nedenle sıradan bir selfie ya da günlük paylaşımın tek başına böyle bir risk oluşturması düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan biyometrik verilerin değiştirilememesi, konuyu tamamen önemsiz hale getirmiyor. Parmak izi gibi kişisel verilerin şifrelerden farklı olarak kalıcı olması, dijital güvenlik tartışmalarını daha da önemli hale getiriyor.
Ortaya atılan iddia, “her fotoğraftan parmak izi çalınır” şeklinde kesin bir yargıdan ziyade, belirli teknik şartlarda mümkün olabilecek bir senaryo olarak değerlendiriliyor.




