Olayda, iş insanı K.D. bir arkadaşı için kefil olduktan kısa süre sonra noter kanalıyla kefaletten çekildi. Ancak buna rağmen banka, ilerleyen yıllarda yeniden başlattığı icra takibi kapsamında K.D.’nin çok sayıda taşınmazına, şirket hisselerine ve banka hesaplarına haciz uyguladı. Mal varlığı uzun süre bloke edilen iş insanı, 2015 yılında hacizlerin kaldırılması için 416 bin lira teminat yatırmak zorunda kaldı.
Yaklaşık 12 yıl süren yargı sürecinde mahkemeler, bankanın işlemlerini haksız ve kötü niyetli buldu. İlk derece mahkemesinin ardından istinaf ve Yargıtay süreçlerinde de karar değişmezken, banka kesin olarak kusurlu kabul edildi.
Davacı tarafın talebi üzerine zarar hesabında “sepet yöntemi” uygulanarak döviz kurları, altın fiyatları, enflasyon ve faiz oranları birlikte değerlendirildi. Yapılan hesaplama sonucunda 3 milyon 167 bin lira munzam zarar ile birlikte manevi tazminatın da eklenmesiyle toplam ödemenin 5 milyon 428 bin lirayı bulmasına karar verildi.
Karar, uzun süreli haksız haciz işlemlerinde oluşan değer kaybının da tazmin edilmesi gerektiğine yönelik önemli bir emsal olarak değerlendirildi.





