Karaman Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, “Bir zamanlar pek çok öğrenciyi bünyesinde barındıran, dolu dolu çocukluk anılarına tanıklık eden köylerimizdeki okullar artık doğaya terkedilmiş halde. Öğretmenler de öğrencilerin neşesine ortak olurdu. Köydeki öğretmenler, çocuklara eğitimin yanı sıra, aynı zamanda veteriner, ziraatçi idi, tarla beller, domates, pancar ekerdi. Okula, sınıflara sıva boya yapardı. Her biri farklı bir karakterde olan öğretmenler, öğrencilerine sadece ders değil, hayat dersi de verirlerdi. Köylü öğretmene saygı duyar, gıpta ederdi.

Bugün terkedilmiş Aşağıkızılca köy okulunu gezdim, bir dönemin canlı hatıralarını barındırıyor. Her köşesi, her sınıfı, her bahçesi birer anı deposu. Şimdi sessizliğe terk edilmiş olsa da, bir zamanlar çocukların mutluluğuyla dolup taşan bu mekan, geçmişin izlerini sessizce saklıyor.

Resmen İstifa Etti Resmen İstifa Etti

1985'lerde köylerden kentlere göç başladı. Şaşalı, şatafatlı yaşama özenti ile başlayan süreci, daha fazla kazanma hırsı ve sigortalı bir iş sahibi olma düşüncesi hızlandırdı. Anne babalar da bunu desteklediler: "Köylerde ne var ki? Gidin kurtarın kendinizi.." Çok çocuklu o günkü aileler için belki doğru bir adımdı bu. Ve bugünlere gelindi. Doğum oranları düştü. Artık aileler az çocuklu. O günün çözümü bugünün sorunu şimdi.

Köylerde ise neredeyse genç kalmadı. Yeterli öğrenci olmadığı için köy okulları tek tek kapanmakta. %80'i altmış beş, yetmiş beş yaş aralığında olan insanlardan çiftçilik yapmaları beklemek ne kadar gerçekçi? Biliyoruz ki, toprakla uğraşı sağlıklı bir beden ve fiziki güç gerektirir. Yaşlanan köylülerse artık o güce sahip değiller. Anne babaların neredeyse tamamı hala çocuğunun kravatlı, masa başı, kariyer sahibi bir işe sahip olmasını istiyor. Doktor, avukat, hakim, savcı... Oysa hepsini istihdam edecek durum yok. Olsa dahi, çiftçiliği kim yapacak o zaman? Köyde kalan yetmiş, seksen yaşındaki anne babalar mı?

Çözüm: Az da kalsalar hala köylerinde hayata tutunmaya çabalayan bu gençlerimizi destekleyecek politikaların acilen uygulanması gerekmektedir. Tarım ile hayvancılık, bir ülkenin en stratejik ve desteklenmesi gereken sektörleridir. Gençlerimizi daha başlamadan caydıran birçok gereksiz bürokratik engeller ve evrak işleri azaltılarak önleri açılmalıdır. Yerel yönetimler de imar planı, arsa tahsisi gibi konularda gençlerimizin işini kolaylaştırmalıdır. Böyle giderse, fazla değil bir kaç yıl sonra köyler üretim merkezi değil, emeklilerimizin sayfiye yerleri olurlar.

Sonuç olarak özetle, yeni bir yaşam modeli, yeni bir kırsal refah modeli, yeni bir genç çiftçi modeli oluşturulamazsa, hayvancılığı aile işletme odaklı kırsal faaliyetle birlikte yönetemezsek, verilen emek ve çabalar arzu edileni vermeyecektir. Geleceğin mesleği tarım ve hayvancılık, böyle giderse birkaç yıl sonra tarlada çalışacak hayvanları otlatacak kimse kalmayacağından ekilen alanlar azalıyor, sebze alanları ve hayvan üretimi azalıyor. Köyde oturanlar bile yoğurdu, yumurtayı ve tavuk gibi ürünleri şehirden alıyor. Gençler başka sektörlere ilgi duyuyor ve köyler kırsal alanlar boşalıyor. Köye dönüş projeleri yapıp, tekrar tarım ve hayvancılığı teşvik etmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: RÜZGAR RAMAZAN YEL