29 yaşındaki Gelgi, elde ettiği rekorları yalnızca bir başarı olarak değil, kendisiyle benzer durumdaki insanlara ilham vermek ve farkındalık oluşturmak için kullandığını söyledi.
Gelgi, ilk kez 2014 yılında 2 metre 13 santimetrelik boyuyla “Dünyanın en uzun boylu 18 yaş altı genç kızı” unvanını alarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Geçen 12 yılda farklı kategorilerde yeni rekorlara imza atan Gelgi, toplamda 8 ayrı dalda dünya rekorunun sahibi oldu.

Bu rekorlar arasında dünyanın en uzun boylu kadını, bir kadının sahip olduğu en büyük el, en uzun parmaklar, en uzun sırt, en büyük ayak ölçüsüne sahip kadın, bir kadının sahip olduğu en büyük kulaklar ve en uzun boylu doğmuş kız bebek unvanları yer aldı.
İHA muhabirine konuşan Gelgi, rekorların hayatına olumlu katkılar sağladığını belirterek asıl amacının görünür olmak ve benzer özelliklere sahip bireylere yalnız olmadıklarını göstermek olduğunu ifade etti. Gelgi, sahip olunan farklı özelliklerle de önemli başarılara ulaşılabileceğini anlatmak istediğini dile getirdi.

Genetik araştırmalara katkı sağlıyor
Doğumundan itibaren hızlı büyümeye neden olan nadir bir sendromla yaşayan Gelgi, kendi genetik özelliklerinin aydınlatılması için yıllardır yürütülen bilimsel çalışmalara katkıda bulunuyor.

2018-2019 yıllarında yapılan genetik testlerde DNA’sında bilinen bir mutasyon tespit edilemediğini aktaran Gelgi, genetik haritasının Fransa’daki Pasteur Enstitüsü’nde ayrıntılı şekilde incelendiğini söyledi.
Araştırmaların ardından sendromunun adlandırılmasında da değişikliğe gidildiğini belirten Gelgi, durumunun artık Moreno-Mishimura-Scheibe sendromu olarak ifade edildiğini kaydetti. Genetik kökeninin henüz tam olarak aydınlatılamadığını söyleyen Gelgi, çalışmaların yalnızca kendi rahatsızlığının anlaşılması için değil, benzer durumdaki diğer bireylere de ışık tutması açısından önemli olduğunu vurguladı.
Gelgi, hızlı büyüme sendromları ve skolyoz üzerine kendi deneyimlerini, görüşlerini ve bilimsel kanıtları içeren akademik yayınlar da hazırladığını belirtti.
Günlük yaşamı belgesel oldu
Rumeysa Gelgi, mart ayında ABD’de yayımlanan ve nadir durumlara sahip kişilerin günlük yaşamlarıyla tıbbi geçmişlerine odaklanan bir belgesel serisinin çekimlerine katıldı. Serinin dördüncü bölümünde yer alan Gelgi, belgeselin temmuz ayında ABD’de yayımlandığını, ardından farklı ülkelere dağıtıldığını ve Türkiye’de de izleyiciyle buluştuğunu anlattı.
Belgeselden olumlu geri dönüşler aldığını söyleyen Gelgi, bu tür projelerin farklı özelliklere sahip bireylerin hayatlarının daha iyi anlaşılmasına ve insanların empati kurmasına katkı sağladığını ifade etti.
“En büyük ödülüm insanlara ilham olmak”
Yıllardır medya ve çeşitli projeler aracılığıyla hikâyesini paylaşan Gelgi, özellikle nadir rahatsızlıklarla yaşayan ve engellerle mücadele eden kişilerden gelen mesajların kendisi için büyük anlam taşıdığını söyledi.
Kendisini ekranda görmenin bazı insanlara cesaret verdiğini ve kendi yapabileceklerine inanmalarını sağladığını belirten Gelgi, aldığı bu geri dönüşleri en büyük ödülü olarak gördüğünü dile getirdi.




