Karşı Çıkma ve İnatlaşma Bozukluğu Nedir ?

Ergenlik dönemi genellikle, bireyin kimlik arayışının en yoğun olduğu, risk almanın ve bağımsızlık kazanmanın ön planda olduğu bir evre olarak bilinmektedir. Fakat, bu dönemde ortaya çıkan karşı çıkma ve inatlaşma davranışları, bazen sadece gençlerle sınırlı kalmayabilir; aynı zamanda agresif ve suçlu eğilimlere dönüşebilir. Psikoloji çalışmalarında genellikle yetişkinlerle ilişkilendirilen bu davranışlar, ergenlikte de sıkça gözlemlenmektedir. Özellikle Karşı Çıkma/İnatlaşma Bozukluğu olan gençler, sürekli olarak itaatsizlik sergileyebilir ve otorite figürlerine karşı düşmanlık geliştirebilirler. Diğer bir yandan, davranım bozukluğuna sahip gençlerde ise yalan söyleme, çalma, aldatma ve mülkiyete zarar verme gibi tekrarlayan davranışlar gözlemlenebilir. 

Bu gençler, etrafındaki otorite figürleriyle, özellikle ebeveynler ya da öğretmenlerle sürekli bir mücadele içine girebilirler ve bu tür davranış bozukluklarına erken bir şekilde yapılan müdahalen, gençlerin bu davranışları yetişkinlik dönemine taşımasının önüne geçebilir. En etkili müdahale yöntemleri arasında bireysel ve aile terapisi yer almaktadır. Bu terapiler, çocuğun sınır bilinci oluşturmasına yardımcı olmanın yanı sıra, davranışların ve öfkenin kökenini etkili bir şekilde tespit etmeyi amaçlarken aynı zamanda, gençlerin hayatındaki olumlu unsurları vurgulamak, çatışma ortamlarından kaçınmak, aileye ve çevreye disiplinsel pratikler sunmak ve yeni kriz yönetimi stratejileri geliştirmek de önemli rol oynar. 

Psikolog Duru Erdem yaptığı açıklamada: “Ebeveynlerin, çocuklarının gerçek hislerini anlamalarını ve davranış bozukluğunun nedenlerini açıkça ifade edebilmelerini sağlamak için güvenli bir iletişim ortamı oluşturması da kritik bir adımdır. Bu, sorunların çözümü için temel bir yapı taşı olarak değerlendirilebilir. Unutulmamalıdır ki, bu süreçte tutarlılık ön planda olmalıdır ve aile, birlikte çalışarak çocuğunun sağlıklı bir gelişim sürecine girmesine destek olmalıdır.” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi