Karaman Devlet Hastanesi'nde 16 Temmuz 1998'de sezaryenle doğum yaptığını anlatan Nesibe Gülçiçek, bebeğinin doğumdan bir gün sonra sağlık sorunları nedeniyle Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini söyledi.

"12 gün boyunca çocuğumu göremedim"
Doğumun ardından yaşanan süreci anlatan Gülçiçek, hastanede kendisinin de tedavi gördüğü için bebeğiyle birlikte gidemediğini belirterek, "Ben burada 16 Temmuz 1998'de sezaryenle doğum yaptım. Doğum geç olduğu için ve bebek pislik yuttu diye bebeği Konya’ya gönderdiler. Bir gün sonra, 17 Temmuz'da orada tedavi görmeye başladı. Karaman’da 'Temizleyecek aletimiz yok' dediler. Abim, eşim ve eltim bebeği Konya'ya götürdü. Ben hastanede yatıyordum. Yaklaşık 12 gün boyunca çocuğumun yüzünü göremedim. Doktor 12 gün sonra izin verdi. Gidip gördüğümde çok iyiydi. 3 kilo 300 gram doğmuştu. 'İyileşir' dediler. Sonra ameliyat yaptıklarını söylediler ama ben hiçbir ameliyat izi görmedim" diye konuştu.

"'Çocuğunuz öldü' dediler"
Bebeğini ikinci kez ziyaret ettikten sonra üçüncü ziyaret öncesinde eşine acı haberin verildiğini ifade eden Gülçiçek, "Pazartesi günü hastaneye gideceğimiz sırada eşim 'Ben sana söyleyemedim' dedi. 'Ne oldu?' diye sordum. Çocuğun öldüğünü haber ettiklerini söyledi. İnanır mısın, ağzımdaki lokma boğazımda kaldı. Hastanede başkalarının çocuklarını gördükçe bağrıma basıyordum. Kendi çocuğumu alamayınca çok üzüldüm. Eşime 'çocuğunuz öldü' diye haber gelmiş. Eşim de 'cenazeyi kaldırabilir misiniz' diye sormuş. Hastane görevlisi de cenazeyi defnedebileceklerini söylemiş” dedi.

"Ne ölüm belgesi ne de hastane kaydı bulabildik"
Yıllar boyunca kızına ait resmi kayıtları bulmaya çalıştığını anlatan anne Gülçiçek, okul çağının gelmesiyle yeniden araştırma yaptıklarını kaydetti. Gülçiçek, "Aradan yaklaşık 7 yıl geçti. Öğretmenler geldi, 'Çocuğunuzu neden okula göndermiyorsunuz?' dediler. Ben de 'Bizim çocuğumuz öldü' dedim. 'Nüfustan düşürmeniz gerekiyor' dediler. Bunun üzerine hastaneye gittik. Arşivi iki kez altüst ettiler. Ne bir hasta dosyası vardı, ne giriş kaydı ne de ölüm belgesi. 50-60 yıllık hastaların kayıtları vardı ama benim çocuğuma ait hiçbir kayıt yoktu. Hastanede bayıldım. Kimsesizler mezarlığına, belediyeye, aklınıza gelen her yere sorduk. Sormadığım, gitmediğim yer kalmadı. Hiçbir yerde bir iz bulamadık" ifadelerini kullandı.

"Eşimin hastalığı nedeniyle mücadeleye ara vermek zorunda kaldım"
Yaşananların ardından Cumhuriyet Savcılığına iki kez suç duyurusunda bulunduklarını ancak dosyada takipsizlik kararı verildiğini söyleyen Gülçiçek, daha sonra eşi Ali Gülçiçek'in beyin kanaması geçirdiğini ve yaklaşık 7 yıl yatağa bağımlı yaşadığını anlattı. 2 Aralık 2022 tarihinde eşini kaybeden Gülçiçek, "Cumhuriyet Savcılığına iki kez başvurduk. Takipsizlik kararı verildi. Sonra eşim beyin kanaması geçirdi. 7 yıl yatağa bağımlı kaldı. Yemeğini, içmesini, bakımını ben yaptım. Bir hemşire gibi gece gündüz başındaydım. Bu yüzden uzun süre hiçbir yere gidemedim" dedi.

"Ben çocuğumun öldüğüne inanmıyorum"
Aradan geçen 28 yıla rağmen kızının öldüğüne inanmadığını söyleyen Gülçiçek, yetkililere çağrıda bulunarak şunları kaydetti: "Adalet Bakanlığına, Sağlık Bakanlığına, kim varsa bütün yetkililere sesleniyorum. Benim çocuğumu bulsunlar. Ne olur yalvarıyorum. Benim diyecek sözüm kalmadı. Gözümden yaş değil, kan akıyor sanki. Gece gündüz rüyalarıma giriyor, rüyamda onu emziriyorum. Kayboldu. Onu sattılar mı, ne yaptılar bilmiyorum. Öldüğüne hiç inanmıyorum. Hastanelerde de, avukatlarda da bana 'O çocuk satılmış olabilir, ölmemiş olabilir' diyenler oldu. Hâlâ adına seçmen kâğıtları geliyor. Ben sadece çocuğumun bulunmasını istiyorum. Ölüm raporu yok, hastane kaydı yok. Elimde bütün evraklar var. Ben sonuna kadar mücadele edeceğim."

Öte yandan, anne Nesibe Gülçiçek'in e-Devlet hesabı üzerinden yapılan sorgulamada, kızı Sultan Gülçiçek’in sistemde sağ olarak kayıtlı olduğu görüldü.
Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yatırılan tedavi ücretinin makbuzu






