Kındımoğlu, ekibinde asker, polis, mühendis ve esnaf gibi farklı meslek gruplarından kişilerin yer aldığını ifade ederek, çalışmalarını doğaya zarar vermeden gerçekleştirdiklerini söyledi. Çalışma yapılan bölgelerde çevre temizliği yaptıklarını ve ekip üyelerinin doğaya katkı amacıyla çetin ceviz fidanı diktiğini dile getirdi.

Türkiye'nin birçok ilinde altın bulunabileceğini ancak her dere yatağında altın olmadığını vurgulayan Kındımoğlu, bu alanda bilgi ve eğitim sahibi olmanın önemine dikkat çekti. Altın ararken dere yapısının ve kayaçların doğru analiz edilmesi gerektiğini belirtti.

Bulunan altın miktarının bölgeye göre değiştiğini söyleyen Kındımoğlu, bazı günler yarım gram altın elde ettiklerini, bazı verimli noktalarda ise 18 ila 20 gram arasında altın bulabildiklerini ifade etti. Hatta uygun zeminlerde tek seferde daha yüksek miktarlara ulaşılabildiğini, ancak zaman zaman hiç altın bulunamayan günlerin de yaşandığını kaydetti.

Kırıntı altın madenciliğinin maden ruhsat sahaları ve sit alanları dışında, doğaya zarar verilmeden yapılmasının mümkün olduğunu belirten Kındımoğlu, bu yöntemin ekonomiye de katkı sağlayabileceğini savundu. Dere yataklarında atıl durumda bulunan altının değerlendirilmesiyle altın ithalatının azaltılmasına katkı sunulabileceğini ifade etti.

Kındımoğlu ayrıca, kırıntı madenciliğiyle elde edilen altınların ayar evlerinde eritilip sertifikalandırıldıktan sonra kuyumcularda yasal olarak satışa sunulabildiğini sözlerine ekledi.





