Güncel (Web Sitesi) - Web Sitesi | Haber Girişi: 01.06.2021 - 10:45, Güncelleme: 01.06.2021 - 10:45

Tarih Sohbetlerinin İlk Proğramında Fetih ve Fatih Konuşuldu

 

Tarih Sohbetlerinin İlk Proğramında Fetih ve Fatih Konuşuldu

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Edebiyat Fakültesi tarafından 2021 Yunus Emre ve Türkçe Yılı kapsamında düzenlenen Tarih Sohbetleri adlı söyleşi dizisi başladı.
Tarihte öne çıkan olayların ve kişiliklerin değerlendirildiği programın ilk yayını, İstanbul’un fethinin 568’inci yıl dönümü nedeniyle 29 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Google Meet platformu üzerinden gerçekleştirilen ilk programda Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Fetih ve Fatih” konusunu değerlendirdi. “Fatih’in ardından Ayasofya’da yeniden ezan sesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadık” KMÜ Rektör Yardımcısı ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal’ın oturum yönlendiriciliğinde yürütülen programın açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Namık Ak yaptı. Rektör Namık Ak, konuşmasında İstanbul’un fethi ve fethin ardından yaşananlarla ilgili açıklamalarda bulunarak, “6 Nisan 1453'teki muhasarayla başlatılan ve 21-22 Nisan gecesi gemilerin karadan yürütülmesine sahne olan İstanbul kuşatması, 29 Mayıs Salı günü henüz güneş doğmadan gerçekleştirilen etkili hücumun ardından zaferle sonuçlanmış ve öğle saatlerinde İstanbul, ebediyete kadar Türk İslam yurdu olmak üzere kendini yüce kumandan Fatih Sultan Mehmed Han’a teslim etmiştir.” dedi. Rektör Namık Ak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geçmişten günümüze kadar ilmin, ticaretin, kültür ve sanatın merkezi olan İstanbul; Roma ve Bizans İmparatorlukları ile Osmanlı Devlet-i Âliye'sine (Yüce Devleti) başkentlik yapmasının yanı sıra İslam dünyasının nazarında daimi başkentlik unvanına namzet bir şehirdir. Bugün, yüce hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ın fethin ardından Ayasofya’ya giderek şükür secdesine kapanması gibi bizler de on ay kadar önce aynı şükür duygularıyla Ayasofya’da yeniden ezan sesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadık. Nasıl ki Fatih Sultan Mehmed Han, fethettiği İstanbul’da sivillerin yaşamına, malına ve bedenine dokunmadan o mübarek şehri İslam’ın huzur, güven ve barış renklerine boyamışsa bugün dünyanın her yerinde insanlık aynı yüksek karakteri ve standardı sergileyebilmelidir.” “Peygamber ismine sahip olan tek ordu Türk milletinin ordusudur” Rektör Namık Ak, konuşmasının devamında yeryüzünde bir toprağın yönetimine talip olmanın, her şeyden önce o toprağın size hazır olmasıyla gerçekleşebileceğini, kimlerin bir yerde hüküm süreceği konusunun ise insanların istemesiyle değil, ancak ilahi takdirle mümkün olabileceğini hatırlatarak, “Biz inanıyoruz ki zorbalıkla ve ahlaki ilkelere riayet etmeksizin girişilecek her hükümranlık savaşı, hüsranla sonuçlanacaktır. Dünya tarihinin yeniden şekillendiği, bir çağın kapanıp yeni bir çağın açıldığı İstanbul’un fethi, milletimizin tüm kurumları ve teşkilat yapılarıyla şaha kalktığı önemli bir tarihtir. Zira 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmed Han’ın komutasında İstanbul’u fetheden Türk milleti, Peygamberinden aldığı manevi güç ve ilhamın tesiriyle hemen her sahada yeni zaferlere ulaşmıştır. Bu fetih, özellikle gençlerimiz için önemli işaretler taşımaktadır. Bugün Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedefleri varsa bunun temelleri yüzyıllar öncesinin o kutlu fetihlerinde yatmaktadır.” diye konuştu. Rektör Namık Ak, konuşmasının son bölümünde ise tarihte hiçbir milletin, ordusuna peygamber ismini vermediğine vurgu yaparak, “Peygamberinin ismine sahip olan tek ordu arif, asil, aziz, necip ve kahraman Türk milletinin ordusudur. Bu şeref yalnızca Mehmetçiğe bahşedilmiştir. Mehmet, Muhammed sarayının kapısıdır; Mehmetçik ise o kapının eşiğidir. Bu vesileyle fethin 568’inci yıl dönümü münasebetiyle, milletimiz için daha nice fetihler, nice güzel açılış ve başlangıçlar temenni ediyor; başta büyük kumandan Fatih Sultan Mehmed Han olmak üzere fethin maddi ve manevi mimarlarını, bu arif, asil, aziz, necip ve kahraman milletin şerefli ordusunu rahmet, minnet, hürmet ve şükranla yad ediyorum. Ayrıca ceddinin yolunda aynı fiiliyat ve ruhu taşıyan, Çanakkale, İstiklal Savaşı, Kıbrıs Barış Harekatı, 15 Temmuz’da üstün başarı gösteren, adeta et-kemik gibi bir bütün ve yek vücut olan, Türk milletinin evladı ve onun gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetlerimize daimi zaferler niyaz ediyor; cümle güvenlik güçlerimizin ahirete irtihal edenlerini rahmet, mağfiret, minnet, şükranla yad ediyor, hayatta olanlara sağlık, afiyet, huzur ve barış içinde nice uzun ömürler diliyorum.” dedi. “İstanbul, sadece Müslüman ve Türkler için değil, bütün egemenler için kızıl elma olmuştur” Rektör Namık Ak’ın açılış konuşmasının ardından programın oturum yönlendiriciliğini yapan KMÜ Rektör Yardımcısı ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaattin Aköz’ün özgeçmişini aktararak sözü kendisine devretti. "İstanbul’u fethetme şerefi bütün han ve hakanların rüyası haline gelmiştir" Prof. Dr. Alaattin Aköz, konuşmasının ilk bölümünde İstanbul’un fetih süreci ile ilgili bilgileri paylaşarak, İstanbul'un neden önemli olduğuna değindi ve şu ifadelerde bulundu: “İstanbul’un mevcut konumu göz önüne alındığında gerek medeniyetler arasında bir köprü görevi görmesi gerekse köklü bir tarihe sahip olmasından dolayı İstanbul tarih boyunca büyük bir öneme sahip olmuştur. Diğer yandan ise İstanbul’un dini yönü de onu önemli yapan etmenler arasında yer almaktadır. İstanbul’u fethetme şerefi bütün han ve hakanların rüyası haline gelmiştir. İstanbul, sadece Müslüman ve Türkler için kıymetli değil, bütün dünya egemenlerinin kızıl elması olmuştur. Tarihte iki şehir, fethi henüz olmadan müjdelenmiştir. Birincisi Mekke, diğeri ise İstanbul. Mekke, Allah tarafından Peygamber Efendimize müjdelenmiştir, İstanbul ise Peygamber Efendimiz tarafından ümmetine müjdelemiştir. İslam orduları İstanbul’u pek çok kez kuşatmış fakat almaya muvaffak olamamışlardır. Fatih’ten önce üç kez kuşatılan İstanbul, kuşatılmaya en çok Yıldırım Beyazıt döneminde yaklaşmıştır fakat o da başarılı olamamıştır. Kin veya öfke niyetiyle değil, Hz. Peygamber'in o şerefine nail olmak amacıyla alınmak istenen bir şehir olmuştur.” dedi. “Osmanlı, İstanbul’u fethederek yalnızca bir şehri değil, bir imparatorluğu da devralmıştır” Fatih dönemi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Aköz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı sultanları içerisinde hakikaten özel bir yeri olan bir hükümdardır. İnanılmaz bir ufku olan, din ve ırk ayrımı gözetmeyen bir sultandır. Pek çok farklı dil bilen, dünya tarihini yakından takip eden ve vizyonu geniş bir hükümdardır. Fatih ikinci kez tahta çıktığında 19 yaşındaydı. Çocuk denilebilecek bir yaşta fakat ne istediğini bilen, oturmuş bir kişiliğe sahip bir padişahtı. Fatih, İstanbul’un fethi öncesinde Divan'daki görüşmelerde ümera ve ulema sınıfının muhalefetinin yanı sıra ordunun da muhalefetiyle karşı karşıya kalmıştır. İstanbul, 27 kez kuşatılıp alınamadığı için lanetli şehir olarak bilinir. Fatih yapılan toplantılarda her bir kesimi ikna edecek konuşmalar yapmıştır. Muhalefeti gönüllü veya gönülsüz ikna eden Fatih, fethin hazırlıklarına başlamış, İstanbul’un fethi için bizzat kendisi planlamalar yapmıştır. En ufak detaya kadar kendisi ilgilenmiş, bu şehri almanın neyle mümkün olabileceğini detaylıca düşünerek karar vermiştir. Nisan ayında surlara yakın bir konumda otağını kuran Fatih, buradan kuşatmayı yönetmiştir. Toplam 70-80 bin civarında bir asker sayısı ve gemilerin karadan yürütülmesiyle nihai olarak 29 Mayıs sabahı, namazdan sonra hücum başlatılıyor ve öğleye doğru İstanbul düşürülüyor. İstanbul, o günden sonra ebedi ve daimi Türk yurdu olarak tescil ediliyor. Fatih, fethin ardından Ayasofya’da halka seslenerek güvence vermiş ve şehirdeki hayatın olağan hale gelmesine gayret göstermiştir. Fatih, ismini de İstanbul’un fethinden sonra kullanmaya başlamıştır. Osmanlı, İstanbul’u fethederek yalnızca bir şehri değil, aslında bir imparatorluğu da devralmıştır. Bizler İstanbul’a sahip olduğumuz için İstanbul’u sadece önemli bir şehir olarak anıp geçiyoruz ama fetih Batı’ya halen o günkü travmayı yaşatmaktadır. Bu durumu idrak ederek bu kutlu günü layıkıyla kutlamak günümüz açısından çok daha anlamlı olacaktır.” Program, Prof. Dr. Alaattin Aköz’ün konuşmasının ardından soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Edebiyat Fakültesi tarafından 2021 Yunus Emre ve Türkçe Yılı kapsamında düzenlenen Tarih Sohbetleri adlı söyleşi dizisi başladı.

Tarihte öne çıkan olayların ve kişiliklerin değerlendirildiği programın ilk yayını, İstanbul’un fethinin 568’inci yıl dönümü nedeniyle 29 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Google Meet platformu üzerinden gerçekleştirilen ilk programda Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Fetih ve Fatih” konusunu değerlendirdi.

“Fatih’in ardından Ayasofya’da yeniden ezan sesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadık”

KMÜ Rektör Yardımcısı ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal’ın oturum yönlendiriciliğinde yürütülen programın açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Namık Ak yaptı. Rektör Namık Ak, konuşmasında İstanbul’un fethi ve fethin ardından yaşananlarla ilgili açıklamalarda bulunarak, “6 Nisan 1453'teki muhasarayla başlatılan ve 21-22 Nisan gecesi gemilerin karadan yürütülmesine sahne olan İstanbul kuşatması, 29 Mayıs Salı günü henüz güneş doğmadan gerçekleştirilen etkili hücumun ardından zaferle sonuçlanmış ve öğle saatlerinde İstanbul, ebediyete kadar Türk İslam yurdu olmak üzere kendini yüce kumandan Fatih Sultan Mehmed Han’a teslim etmiştir.” dedi.

Rektör Namık Ak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geçmişten günümüze kadar ilmin, ticaretin, kültür ve sanatın merkezi olan İstanbul; Roma ve Bizans İmparatorlukları ile Osmanlı Devlet-i Âliye'sine (Yüce Devleti) başkentlik yapmasının yanı sıra İslam dünyasının nazarında daimi başkentlik unvanına namzet bir şehirdir. Bugün, yüce hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ın fethin ardından Ayasofya’ya giderek şükür secdesine kapanması gibi bizler de on ay kadar önce aynı şükür duygularıyla Ayasofya’da yeniden ezan sesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadık. Nasıl ki Fatih Sultan Mehmed Han, fethettiği İstanbul’da sivillerin yaşamına, malına ve bedenine dokunmadan o mübarek şehri İslam’ın huzur, güven ve barış renklerine boyamışsa bugün dünyanın her yerinde insanlık aynı yüksek karakteri ve standardı sergileyebilmelidir.”

“Peygamber ismine sahip olan tek ordu Türk milletinin ordusudur”

Rektör Namık Ak, konuşmasının devamında yeryüzünde bir toprağın yönetimine talip olmanın, her şeyden önce o toprağın size hazır olmasıyla gerçekleşebileceğini, kimlerin bir yerde hüküm süreceği konusunun ise insanların istemesiyle değil, ancak ilahi takdirle mümkün olabileceğini hatırlatarak, “Biz inanıyoruz ki zorbalıkla ve ahlaki ilkelere riayet etmeksizin girişilecek her hükümranlık savaşı, hüsranla sonuçlanacaktır. Dünya tarihinin yeniden şekillendiği, bir çağın kapanıp yeni bir çağın açıldığı İstanbul’un fethi, milletimizin tüm kurumları ve teşkilat yapılarıyla şaha kalktığı önemli bir tarihtir. Zira 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmed Han’ın komutasında İstanbul’u fetheden Türk milleti, Peygamberinden aldığı manevi güç ve ilhamın tesiriyle hemen her sahada yeni zaferlere ulaşmıştır. Bu fetih, özellikle gençlerimiz için önemli işaretler taşımaktadır. Bugün Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedefleri varsa bunun temelleri yüzyıllar öncesinin o kutlu fetihlerinde yatmaktadır.” diye konuştu.

Rektör Namık Ak, konuşmasının son bölümünde ise tarihte hiçbir milletin, ordusuna peygamber ismini vermediğine vurgu yaparak, “Peygamberinin ismine sahip olan tek ordu arif, asil, aziz, necip ve kahraman Türk milletinin ordusudur. Bu şeref yalnızca Mehmetçiğe

bahşedilmiştir. Mehmet, Muhammed sarayının kapısıdır; Mehmetçik ise o kapının eşiğidir. Bu vesileyle fethin 568’inci yıl dönümü münasebetiyle, milletimiz için daha nice fetihler, nice güzel açılış ve başlangıçlar temenni ediyor; başta büyük kumandan Fatih Sultan Mehmed Han olmak üzere fethin maddi ve manevi mimarlarını, bu arif, asil, aziz, necip ve kahraman milletin şerefli ordusunu rahmet, minnet, hürmet ve şükranla yad ediyorum. Ayrıca ceddinin yolunda aynı fiiliyat ve ruhu taşıyan, Çanakkale, İstiklal Savaşı, Kıbrıs Barış Harekatı, 15 Temmuz’da üstün başarı gösteren, adeta et-kemik gibi bir bütün ve yek vücut olan, Türk milletinin evladı ve onun gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetlerimize daimi zaferler niyaz ediyor; cümle güvenlik güçlerimizin ahirete irtihal edenlerini rahmet, mağfiret, minnet, şükranla yad ediyor, hayatta olanlara sağlık, afiyet, huzur ve barış içinde nice uzun ömürler diliyorum.” dedi.

“İstanbul, sadece Müslüman ve Türkler için değil, bütün egemenler için kızıl elma olmuştur”

Rektör Namık Ak’ın açılış konuşmasının ardından programın oturum yönlendiriciliğini yapan KMÜ Rektör Yardımcısı ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaattin Aköz’ün özgeçmişini aktararak sözü kendisine devretti.

"İstanbul’u fethetme şerefi bütün han ve hakanların rüyası haline gelmiştir"

Prof. Dr. Alaattin Aköz, konuşmasının ilk bölümünde İstanbul’un fetih süreci ile ilgili bilgileri paylaşarak, İstanbul'un neden önemli olduğuna değindi ve şu ifadelerde bulundu: “İstanbul’un mevcut konumu göz önüne alındığında gerek medeniyetler arasında bir köprü görevi görmesi gerekse köklü bir tarihe sahip olmasından dolayı İstanbul tarih boyunca büyük bir öneme sahip olmuştur. Diğer yandan ise İstanbul’un dini yönü de onu önemli yapan etmenler arasında yer almaktadır. İstanbul’u fethetme şerefi bütün han ve hakanların rüyası haline gelmiştir. İstanbul, sadece Müslüman ve Türkler için kıymetli değil, bütün dünya egemenlerinin kızıl elması olmuştur. Tarihte iki şehir, fethi henüz olmadan müjdelenmiştir. Birincisi Mekke, diğeri ise İstanbul. Mekke, Allah tarafından Peygamber Efendimize müjdelenmiştir, İstanbul ise Peygamber Efendimiz tarafından ümmetine müjdelemiştir. İslam orduları İstanbul’u pek çok kez kuşatmış fakat almaya muvaffak olamamışlardır. Fatih’ten önce üç kez kuşatılan İstanbul, kuşatılmaya en çok Yıldırım Beyazıt döneminde yaklaşmıştır fakat o da başarılı olamamıştır. Kin veya öfke niyetiyle değil, Hz. Peygamber'in o şerefine nail olmak amacıyla alınmak istenen bir şehir olmuştur.” dedi.

“Osmanlı, İstanbul’u fethederek yalnızca bir şehri değil, bir imparatorluğu da devralmıştır”

Fatih dönemi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Aköz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı sultanları içerisinde hakikaten özel bir yeri olan bir hükümdardır. İnanılmaz bir ufku olan, din ve ırk ayrımı gözetmeyen bir sultandır. Pek çok farklı dil bilen, dünya tarihini yakından takip eden ve vizyonu geniş bir hükümdardır. Fatih ikinci kez tahta çıktığında 19 yaşındaydı. Çocuk denilebilecek bir yaşta fakat ne istediğini bilen, oturmuş bir kişiliğe sahip bir padişahtı. Fatih, İstanbul’un fethi öncesinde Divan'daki görüşmelerde ümera ve ulema sınıfının muhalefetinin yanı sıra ordunun da muhalefetiyle karşı karşıya kalmıştır. İstanbul, 27 kez kuşatılıp alınamadığı için lanetli şehir olarak bilinir. Fatih yapılan toplantılarda her bir kesimi ikna edecek konuşmalar yapmıştır. Muhalefeti gönüllü veya gönülsüz ikna eden Fatih, fethin hazırlıklarına başlamış, İstanbul’un fethi için bizzat kendisi planlamalar yapmıştır. En ufak detaya kadar kendisi ilgilenmiş, bu şehri almanın neyle mümkün olabileceğini detaylıca düşünerek karar vermiştir. Nisan ayında surlara yakın bir konumda otağını kuran Fatih, buradan kuşatmayı yönetmiştir. Toplam 70-80 bin civarında bir asker sayısı ve gemilerin karadan yürütülmesiyle nihai olarak 29 Mayıs sabahı, namazdan sonra hücum başlatılıyor ve öğleye doğru İstanbul düşürülüyor. İstanbul, o günden sonra ebedi ve daimi Türk yurdu olarak tescil ediliyor. Fatih, fethin ardından Ayasofya’da halka seslenerek güvence vermiş ve şehirdeki hayatın olağan hale gelmesine gayret göstermiştir. Fatih, ismini

de İstanbul’un fethinden sonra kullanmaya başlamıştır. Osmanlı, İstanbul’u fethederek yalnızca bir şehri değil, aslında bir imparatorluğu da devralmıştır. Bizler İstanbul’a sahip olduğumuz için İstanbul’u sadece önemli bir şehir olarak anıp geçiyoruz ama fetih Batı’ya halen o günkü travmayı yaşatmaktadır. Bu durumu idrak ederek bu kutlu günü layıkıyla kutlamak günümüz açısından çok daha anlamlı olacaktır.”

Program, Prof. Dr. Alaattin Aköz’ün konuşmasının ardından soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

Karaman HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kgrthaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.