Sağlık (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 03.11.2021 - 18:15, Güncelleme: 03.11.2021 - 18:15

“Köy Çocukları Daha Şanslı”

 

“Köy Çocukları Daha Şanslı”

Çocuk Alerji ve Astım Akademisi Derneği Başkanı ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, Türkiye'de değişen yaşam koşullarının çocuklarda alerji ve astım hastalıklarını arttırdığını söyledi.
Alerjik hastalıkların, birisi genetik diğeri çevresel etkiler olmak üzere 2 ayağının olduğunu belirten Prof. Dr. Çokuğraş, çevresel etkilerin başında gelen, çağdaşlaşma olarak da adlandırılan modern ve konforlu yaşamın alerjik olarak belli sıkıntıları beraberinde getirdiğini kaydetti. Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, “Modern yaşam içinde yaşamaya başlayan dünyamızda, ne yediğimiz yiyecekler eski yiyecekler ne içtiğimiz su ne de soluduğumuz hava eskisi gibi. Belki daha konforlu ama sonuçları ele aldığımızda göründüğü kadar sağlıklı değil. Bu modern ya da çağdaş yaşam biçimi, çok muhtemel bizde alerjik hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Gerçekten böyle bir şey var. Şehirlerde yaşayanlarda alerjik hastalıklar daha fazla görülüyor” dedi. Verilerin değerlendirildiğinde köylerde yaşayan çocukların şehirlerde yaşayan yaşıtlarına göre daha şanslı olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, “Örneğin çocuk sürekli ahıra giriyorsa, kümesten tavuğun altından yumurtasını alıyorsa, aynı evde 4-5 çocuk bir arada yaşıyorsa, enfeksiyon geçirmeye daha müsait bir ortamda yaşıyorsa, bu çocuklarda alerjik hastalıklar daha az oluyor. Modern ya da çağdaş yaşam koşulları insanlarda alerjik hastalık sıklığını gerçekten arttırıyor” diye konuştu. “Temizlik Hastası Anneler Çocuklarını Da Hasta Ediyor” Kongreye katılan hekimlerden Çocuk Alerji Astım Uzmanı Prof. Dr. Nermin Güler de hemcinslerine seslenerek, korumacı annelerin aşırı hijyen takıntısıyla çocuklarını nasıl hasta ettiğini anlattı. Prof. Dr. Güler, bebeklerin dünyaya gelir gelmez, doğayla, çevreyle iç içe olmasının oldukça faydalı olduğunu belirterek, “Çocukların doğaya ait çeşitli alerjenlerle temas etmesi, çeşitli mikroplarla temas etmesi onun gelişiminde yardımcı olur. Bir çocuk ne kadar değişik mikroplarla karşılaşırsa, o kadar zenginleşiyor, o kadar bağırsaklarında daha farklı mikroplar, koruyucu mikroplar gelişiyor. Ama tabii ki burada, hastalık mikroplarına temas etmemek şartı ile. Doğa mikroplarından bahsediyoruz. Hastalık mikropları ayrı. Mesela, bir avuç toprak alalım milyarlarca bakteri var ama bunların hiçbiri hastalık mikrobu değil. Bunlar doğal mikroplar. Onlarla bizim temas etmemiz bizi geliştirir. Bu eksildikçe, evde aşırı hijyen oluşturuldukça, çok fazla deterjan, çok fazla temizlik malzemesi, çok fazla mikropsuz bir ortam oluşturma gayreti olduğu zaman da vücut karşılaşması gereken doğal uyaranları almamış olur ve deride, solunum yollarında, bağırsaklarında kolonize olması gereken çok sayıda bakteri çeşitliliğine ulaşamaz. Aşırı hijyen hiçbir zaman iyi değildir. Hijyen tabii ki gerekir ama hastalık mikropları ayrıdır. Doğal olarak kazanmamız gereken mikrobiyom ayrıdır. Bunu da ayırt edebilmemiz lazım” dedi. Prof. Dr. Güler ayrıca, alerjisi olmayan çocukların evcil hayvanlarla büyümesinde ise hem duygusal hem de bağışıklık sistemini geliştirdiği için bir sakınca görmediklerini kaydetti.
Çocuk Alerji ve Astım Akademisi Derneği Başkanı ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, Türkiye'de değişen yaşam koşullarının çocuklarda alerji ve astım hastalıklarını arttırdığını söyledi.

Alerjik hastalıkların, birisi genetik diğeri çevresel etkiler olmak üzere 2 ayağının olduğunu belirten Prof. Dr. Çokuğraş, çevresel etkilerin başında gelen, çağdaşlaşma olarak da adlandırılan modern ve konforlu yaşamın alerjik olarak belli sıkıntıları beraberinde getirdiğini kaydetti. Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, “Modern yaşam içinde yaşamaya başlayan dünyamızda, ne yediğimiz yiyecekler eski yiyecekler ne içtiğimiz su ne de soluduğumuz hava eskisi gibi. Belki daha konforlu ama sonuçları ele aldığımızda göründüğü kadar sağlıklı değil. Bu modern ya da çağdaş yaşam biçimi, çok muhtemel bizde alerjik hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Gerçekten böyle bir şey var. Şehirlerde yaşayanlarda alerjik hastalıklar daha fazla görülüyor” dedi.

Verilerin değerlendirildiğinde köylerde yaşayan çocukların şehirlerde yaşayan yaşıtlarına göre daha şanslı olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, “Örneğin çocuk sürekli ahıra giriyorsa, kümesten tavuğun altından yumurtasını alıyorsa, aynı evde 4-5 çocuk bir arada yaşıyorsa, enfeksiyon geçirmeye daha müsait bir ortamda yaşıyorsa, bu çocuklarda alerjik hastalıklar daha az oluyor. Modern ya da çağdaş yaşam koşulları insanlarda alerjik hastalık sıklığını gerçekten arttırıyor” diye konuştu.

“Temizlik Hastası Anneler Çocuklarını Da Hasta Ediyor”

Kongreye katılan hekimlerden Çocuk Alerji Astım Uzmanı Prof. Dr. Nermin Güler de hemcinslerine seslenerek, korumacı annelerin aşırı hijyen takıntısıyla çocuklarını nasıl hasta ettiğini anlattı. Prof. Dr. Güler, bebeklerin dünyaya gelir gelmez, doğayla, çevreyle iç içe olmasının oldukça faydalı olduğunu belirterek, “Çocukların doğaya ait çeşitli alerjenlerle temas etmesi, çeşitli mikroplarla temas etmesi onun gelişiminde yardımcı olur. Bir çocuk ne kadar değişik mikroplarla karşılaşırsa, o kadar zenginleşiyor, o kadar bağırsaklarında daha farklı mikroplar, koruyucu mikroplar gelişiyor. Ama tabii ki burada, hastalık mikroplarına temas etmemek şartı ile. Doğa mikroplarından bahsediyoruz. Hastalık mikropları ayrı. Mesela, bir avuç toprak alalım milyarlarca bakteri var ama bunların hiçbiri hastalık mikrobu değil. Bunlar doğal mikroplar. Onlarla bizim temas etmemiz bizi geliştirir. Bu eksildikçe, evde aşırı hijyen oluşturuldukça, çok fazla deterjan, çok fazla temizlik malzemesi, çok fazla mikropsuz bir ortam oluşturma gayreti olduğu zaman da vücut karşılaşması gereken doğal uyaranları almamış olur ve deride, solunum yollarında, bağırsaklarında kolonize olması gereken çok sayıda bakteri çeşitliliğine ulaşamaz. Aşırı hijyen hiçbir zaman iyi değildir. Hijyen tabii ki gerekir ama hastalık mikropları ayrıdır. Doğal olarak kazanmamız gereken mikrobiyom ayrıdır. Bunu da ayırt edebilmemiz lazım” dedi.

Prof. Dr. Güler ayrıca, alerjisi olmayan çocukların evcil hayvanlarla büyümesinde ise hem duygusal hem de bağışıklık sistemini geliştirdiği için bir sakınca görmediklerini kaydetti.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kgrthaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.